7. Sınıf Sosyal Bilgiler Yaşayan Demokrasimiz Ünitesi Testi | Online Test Çöz
Testi Tamamladınız.
Değerlendirme Raporu ve Öğretmen Görüşü;
Toplam Soru Sayısı: %%TOTAL%%
Sizin Doğru Sayınız: %%SCORE%%
Başarı Yüzdeniz: %%PERCENTAGE%%
Öğretmen Görüşü: %%RATING%%
Soru 1 |
Sosyal devletin yurttaşına sahip çıkmasın | |
Bölünmez bütünlüğün | |
Demokrasinin insan haklarına katkısının | |
Bilimi kalkınmaya rehber yapmanın |
Soru 2 |
Meclisteki Genel Kurul görüşmelerinde, kanun tasarısı veya teklifinin önce tümü hakkında siyasî parti gruplarına, hükümete ve milletvekillerine belli sürelerde söz verilir.Bu söz vermenin amacı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
Tasarı ve teklifle ilgili farklı düşüncelerin ifade edilmesini sağlamak. | |
Tasarı ve teklif üzerine başka teklifler yapılamayacağını göstermek. | |
Tasarı ve teklifle ilgili aynı görüşteki milletvekillerine söz vermek. | |
Tasarı ve teklifi inceleyen komisyonu engellemek. |
Soru 3 |
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. | |
Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. | |
Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. | |
İstiklâl, istikbal, hürriyet, her şey adaletle kaimdir. |
Soru 4 |
-Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
-Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz.
-Herkes kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
maddeleri aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olduğunu göstermektedir?Kuvvetler ayrılığı ilkesini benimseme | |
İnsan haklarına saygılı olma | |
Atatürk milliyetçiliğine bağlı olma | |
Halkoyu ile kabul edilme |
Soru 5 |
Bir şehirde Çocuk Esirgeme Kurumu’nun 0 – 6 yaş çocuk yuvasında, bakıcıların çocukları döverken çekilen görüntüleri basın ve yayın organlarında yer alınca halk yuvada yaşanan olaylara tepki göstermiştir. Ayrıca ilgili bakanlık yuvada inceleme başlatmıştır.Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Çocuk yuvasının yöneticilerinin incelemeye alındığı | |
Medyanın, kamuoyunun oluşmasında etkili olduğu | |
Çocuk yuvalarında denetimler yapılmasının önemli olduğu | |
Çocuk yuvalarının kapatılması gerektiği |
Soru 6 |
23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’ni açarak Modern Türkiye’nin temellerini atan Atatürk, milli egemenlik ilkesini, devletin temel öğelerinden biri haline getirmiştir. Böylece tek kişinin hakimiyeti ve bu hakimiyetin babadan oğula geçiş ilkesine dayanan yönetim biçimini ifade eden saltanat son bulmuştur.Metne göre Atatürk, aşağıdakilerden hangisinin yolunu açmıştır?
Milletin kendi kendini yönetmesinin | |
Monarşik yönetim anlayışının gelişmesinin | |
Saltanat yönetiminin güçlenmesinin | |
Seçkinlerin egemenliği ele geçirmesinin |
Soru 7 |
Danıştay – Milletvekilleri | |
Bakanlar kurulu – Milletvekilleri | |
Cumhurbaşkanı – Bakanlar Kurulu | |
Cumhurbaşkanı – Anayasa Mahkemesi |
Soru 8 |
Devletimizin sınırlarında yaşayan üç dinin mensupları da kendi ibadethanelerinde, kendi inançlarını istedikleri gibi yaşamaktadırlar. Devlet, bu inanç mensuplarına eşit mesafede durmaktadır.Bu durum devletimizin hangi niteliğinin bir gereğidir?
Lâik olma | |
Hukuk devleti olma | |
Sosyal olma | |
Milli olma |
Soru 9 |
Millî Egemenlik; bir milletin kendi kaderine hâkim olarak, kendi geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir. Yani bir milletin kendini yönetmesi, kendini yönetecek kişileri seçmesi anlamına gelir.Buna göre milli egemenlik neyi gerektirir?
Din adamlarının yönetim kurallarını belirlemesini | |
Dış güçlerin ülke yönetimine karışmasını | |
Halkın yönetimde karar sahibi olmasını | |
Yönetimde azınlıkların etkili olmasını |
Soru 10 |
Ülkemizde, sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde kanunlara uygun olarak yürüyüşler düzenlenmekte, hükümetin bazı uygulamaları protesto edilebilmektedir. Bu yürüyüşler sırasında insanlar, düşüncelerini özgürce dile getirerek yöneticilere duyurabilmektedir.Bu durum ülkemizde daha çok aşağıdakilerden hangisinin yerleşmekte olduğunun göstergesidir?
Demokratik yaşamın | |
Parlamenter yönetim şeklinin | |
Anarşi ve terörün | |
Laik devlet anlayışının |
Soru 11 |
Demokratik yönetimlerde ayrıcalıklı toplum veya kişiler yoktur. Kanunları uygularken din. dil, cins, ırk ayrımı yapılmaz.Yukarıda demokratik yönetimlerin hangi özelliği vurgulanmıştır?
Hürriyet | |
Milli egemenlik | |
Eşitlik | |
Çoğulculuk |
Soru 12 |
– Yasama – Kanunları oluşturma.
– ….. – Kanunları uygulamaya koyma.
– Yargı– Kanunların uygunluğunu denetleme.
Şemada boş bırakılan kutuya aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?Ordu | |
Yürütme | |
Seçme | |
Temsil |
Soru 13 |
Halkımız kendisini yönetecek olan kişileri seçimle işbaşına getirir. Genel seçimler dört yılda bir yapılırken, Cumhurbaşkanını da halk seçer ve görev süresi 5 yıldır.Seçimlerde aday olarak ya da oy kullanarak vatandaşlar yönetimde söz sahibi olurlar. Bu durum ülkemizle ilgili aşağıdakilerden hangisini gösterir?
Yöneticileri bir meclisin seçtiğini | |
Meclisin halk egemenliğini sınırladığını | |
Egemenliğin millete ait olduğunu | |
Yöneticilerin hep aynı aileden olduğunu |
Soru 14 |
Türkiye Büyük Millet Meclisi | |
Bakanlar Kurulu | |
Danıştay | |
Anayasa Mahkemesi |
Soru 15 |
Bazı çocuklar hayatlarını evlerinden başka yerde, devlet himayesinde devam ettirmek durumunda kalabilir. I. Bazı çocuklar diğer çocuklardan farklı niteliklere sahip olabilirler. Bu farklılıklar onların özel eğitim görmelerini gerektirebilir. II. Bazı büyüklerimiz yaşlandıklarında bakıma muhtaç kalabilirler. İşte bu durumda insanlar devlete başvurabilirler; devlet onların elinden tutar. yukarıda devletimizin yerine getirdiği bazı görevleri okudunuz.Buna göre devletimizle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Üstlendiği hizmetleri yerine getirebilmek için vergi toplamak zorundadır. | |
Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmektedir. | |
Adaleti temel alan bir görev anlayışını benimsemiştir. | |
Ekonomik kalkınmayı sosyal devletin gereklerini yerine getirmeye bağlamıştır. |
Soru 16 |
Türkiye Cumhuriyeti’nde ülkeyi yönetecek kişiler belli aralıklarla, eşit ve genel oy esaslarına dayanan, serbest, çok partili ve yargı denetiminde yapılan seçimlerle halk tarafından belirlenir.Metinden,Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
Tek kişinin egemenliği söz konusudur. | |
Yönetimde din kuralları etkindir. | |
Ordunun himayesinde bir yönetim vardır. | |
Demokratik yönetim anlayışı egemendir. |
Soru 17 |
Türkiye Cumhuriyeti’nde seçimler sonucunda çoğunluğu elde eden siyasi partinin kullanabileceği yetkiler sınırsız değildir. Bir kere, yasa yapma (yasama), bu yasaları uygulama (yürütme) ve bu yasalara ve hukuka aykırılıkları denetleme ve yasalara uymayanları cezalandırma (yargı) yetkilerinin tümü seçimi kazanan partinin elinde toplanamaz.Bu metinden yola çıkarak Türkiye Cumhuriyeti için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Güçler ayrılığı ilkesi uygulanmaktadır. | |
Yönetimi belirleyen çoğunluğun tercihidir. | |
Çoğunluğun istediği herkesin yararınadır. | |
Yönetici yetkileri belirli bir alanla sınırlıdır. |
Soru 18 |
Yasalar toplumun huzuru içindir. Toplum hayatının düzenlenmesi ve devam etmesi yasaların işlemesine bağlıdır. Yasalara uyulmadığı zaman, toplumda karışıklıklar ve huzursuzluklar meydana gelir. Yöneticilerin işleri zorlaşır.Parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisin ulaşılamaz?
Yasalara uyulması toplumda dayanışma ve yardımlaşmayı azaltır. | |
Toplumun huzuru yasalara uyulmasına bağlıdır. | |
Toplumun devamlılığı yasalara uyulmasına bağlıdır. | |
Yasalara uyulması devlet organlarının görevlerini daha rahat yapmasını sağlar. |
Soru 19 |
Ülkemizde sorunların çözümünde tüm kişiler, adaletin eşit dağıtıldığı mahkemelere başvurabilirler. Bu mahkemelerde haklarını arayabilirler veya haklarının ihlâl edilmesini önleyebilirler.Bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi niteliğinin gereğidir?
Lâik devlet | |
Üniter devlet | |
Sosyal devlet | |
Hukuk devleti |
Soru 20 |
Yürürlüğe koymak | |
Tartışmak | |
Yargılamak | |
Veto etmek |
|
Liste |
Demokratik Devlet Nedir?
Demokratik devlet, bireylerin özgürlüklerinin ve haklarının güvence altına alındığı, bu hakların toplumun iradesine dayalı şekilde yürütüldüğü bir yönetim biçimidir. Demokratik devletin temel özellikleri arasında hükûmetin seçimle belirlenmesi, yasaların herkes için geçerli olması ve bireylerin temel haklarının tanınması yer almaktadır. Bu özellikler, bir toplumda adaletin tesis edilmesi ve güç kullanımının denetlenmesi açısından hayati öneme sahiptir.
Demokratik bir devletin işleyişinde, halkın iradesi ön plandadır. Bireyler, seçme ve seçilme hakkına sahip olarak, kendilerini temsil eden siyasi aktörleri seçimlerde belirleyebilirler. Bu süreç, seçmenlerin fikirlerini ve taleplerini ifade etmelerinde bir araç olarak işlev görmektedir. Seçimlerin adil ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi, demokratik devletin sağlıklı bir şekilde işlemesi için kritik öneme sahiptir. Böylece, seçimle gelen yönetimler, halkın ihtiyaçlarına yanıt verebilir.
Buna ek olarak, demokratik devletlerde yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında bir denetim ve denge mekanizması bulunmaktadır. Bu mekanizmalar, bireylerin haklarının ihlali durumunda mahkemelere başvurma hakkı da dahil olmak üzere, devletin gücünü sınırlandırmaya yöneliktir. Örneğin, bağımsız yargı, özellikle hükümetin uygulamalarına karşı bireylerin koruyucusu olarak görev yapar. Bu uygulamalar, bireylerin özgür ve eşit bir yaşam sürdürebilmeleri için gereklidir.
Sonuç olarak, demokratik devlet, bireylerin hak ve özgürlüklerini koruyarak, halkın iradesinin etkili bir şekilde temsil edilmesine olanak tanıyan bir sistemdir. Bu yapı, toplumsal barışı sağlamak ve adaletin tesis edilmesi açısından temel bir rol oynamaktadır.
Genel Oy İlkesi ve Hukuk Devleti
Demokratik sistemlerin temel taşlarından biri olan genel oy ilkesi, her bireyin belirli bir seçimde oy kullanma hakkına sahip olduğunu ifade eder. Bu ilke, demokratik bir toplumda katılımın ve temsilin önünü açarak, her vatandaşın eşit söz hakkı sahibi olmasını sağlar. Genel oy, sadece seçimlerde erkek veya kadın tüm vatandaşların birer oy kullanmasını değil, aynı zamanda seçim sürecine aktif katılım göstermelerini teşvik eder. Bu bağlamda, genel oy ilkesinin uygulanması, demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesi ve toplumsal eşitliğin tesis edilmesi açısından hayati önem taşır.
Bununla birlikte, genel oy ilkesi ile bağlantılı olarak hukuk devleti kavramı da belirgin bir şekilde öne çıkmaktadır. Hukuk devleti, yasaların üstünlüğünü esas alan bir yönetim biçimidir. Bu sistemde, devletin tüm eylem ve işlemleri, yasalar tarafından belirlenen çerçeveler içerisinde gerçekleştirilir. Bireylerin haklarının korunması ise hukuk devleti ilkesinin diğer bir yanıdır. Her vatandaşın eşit haklara sahip olması ve bu hakların ihlali durumunda yargının bağımsız bir şekilde devreye girmesi, toplumda adaletin sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır.
Yargının bağımsızlığı, hukuk devleti uygulamalarının en önemli unsurlarındandır. Yargı organlarının tarafsız ve bağımsız bir şekilde işleyebilmesi, toplumsal barışın ve adaletin sağlanmasına katkıda bulunur. Bu durum, aynı zamanda bireylerin haklarını savunabilme noktasında da kritik bir önem taşır. Genel oy ilkesi ve hukuk devleti arasındaki ilişki, demokratik süreçlerin işleyişi ve bireylerin haklarının korunması açısından dikkate değer bir alan oluşturmaktadır.
Kuvvetler Ayrılığı ve Kuvvetler Birliği
Kuvvetler ayrılığı ilkesi, demokratik devletlerin temel yapı taşlarından biridir. Bu ilke, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden bağımsız olmasını sağlayarak, siyasi iktidarın tek elde toplanmasını önler. Özellikle demokratik sistemlerde kuvvetler ayrılığı, bireylerin özgürlüklerini korumak ve otoriter rejimlerin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla kritik bir rol oynar. Yasama organı kanunları oluştururken, yürütme organı bu yasaları uygulamakla ve yargı organı ise yasaların adaletli bir şekilde uygulanmasını denetlemekle sorumludur. Bu yapı, her bir organın bağımsız hareket etmesini sağlayarak, güç dengesini oluşturmaktadır.
Oysa kuvvetler birliği kavramı, yasama, yürütme ve yargının tek bir organ veya kişinin kontrolünde olduğu bir durumu ifade eder. Bu tür bir sistem, gücün konsolide edilmesine ve hatta otoriter eğilimlerin artmasına neden olabilir. Kuvvetler birliği, genellikle, güçlü merkezi yönetimlerin tercih edildiği durumlardadır. Ancak bu durum, demokratik değerlere zarar verebileceği gibi, toplumsal huzursuzlukların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Kuvvetler birliği, hâkimiyetin tek bir merkezde toplanmasını sağlayarak, muhalefetin sesini kısıtlayabilir.
Sonuç olarak, kuvvetler ayrılığı, demokratik bir devletin işleyişini sağlamakta ve güç dengesini korumaktadır. Bu ilkenin zayıflaması, hukukun üstünlüğünün ve bireysel hakların tehdit altında kalmasına neden olabilir. Dolayısıyla, demokratik instütisyonlar arasında sağlıklı bir denge kurulması, toplumların adil ve özgür bir şekilde yönetilmesi için gereklidir.
Laik Devlet, Siyasi Parti ve Sosyal Devlet
Laik devlet anlayışı, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı, dinin devlet yönetimine etki etmediği bir yapıyı ifade eder. Laiklik, bireylerin inançlarını serbestçe yaşamasını sağlarken, toplumda adalet ve eşitlik sağlanmasına katkıda bulunur. Bu bağlamda, laik devletin temel prensipleri arasında düşünce ve vicdan özgürlüğü, devletin tarafsızlığı ve bireylerin din konusunda özgür tercih yapabilmeleri yer alır. Laik bir toplumda, bireylerin inançlarından bağımsız olarak eşit muamele görmesi esastır.
Siyasi partiler, demokrasi içerisinde vatandaşların temsil edilmesini ve farklı görüşlerin dile getirilmesini mümkün kılar. Türkiye’deki siyasi parti sisteminin işleyişi, farklı ideolojileri temsil eden çok sayıda partinin bulunmasını sağlar. Bu durum, toplumun farklı kesimlerinin siyasi hayata katılmasına olanak tanırken, aynı zamanda siyasi istikrarı da tehdit edebilir. Siyasi partilerin demokratik işleyiş içindeki rolü, temsil ettikleri kitlelerin ihtiyaçlarını karşılamak ve politikaların şekillenmesinde etkili olmaktır. Bu nedenle, siyasi partilerin demokratik bir toplumda merkezi bir konumu bulunmaktadır.
Sosyal devlet anlayışı ise, devletin sosyal adalet ve eşitlik sağlama yükümlülüğünü üstlenmesi gerektiğini savunur. Sosyal devlet, bireylerin temel ihtiyaçlarını güvence altına alarak, toplumsal refahın artırılmasını hedefler. Bu amaçla, sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik gibi alanlarda hizmetler sunarak topluma destek olur. Bireylerin yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik çabalar, sosyal devleti daha işlevsel hale getirmekte ve toplumda daha güçlü bir dayanışma duygusu yaratmaktadır. Bu kavramların, bireylerin yaşamındaki yeri ve toplum üzerindeki etkileri oldukça derin ve geniş kapsamlıdır.