Gelecek Eğitimle Gelecek! Bağlam Temelli ve Yeni Müfredat Uyumlu, Ezberi Bozan Dinamik Yapı, Kalıcı ve Etkin Öğrenme, Motivasyon Odaklı Tasarım, Paylaşılabilir Başarı. (REKLAMSIZ)

3. Sınıf Sağlığımı Koruyorum Biçimlendirici Değerlendirme Testi – PDF İndir

  • Dosyalar
  • Kasım 8, 2026 8:40 am | Güncellenme: Kasım 8, 2026 9:04 am
  • 0
  • 16
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Cevap Anahtarı: 1-A | 2-B | 3-B | 4-B | 5-B | 6-C | 7-A | 8-B | 9-C | 10-A | 11-B | 12-B

ONLİNE ÇÖZ

Her insanın yapmaktan hoşlandığı ve zamanla iyi yaptığı şeyler vardır. Bunlara güçlü yönlerimiz diyebiliriz. Örneğin resim yapmayı seven bir çocuk renkleri güzel seçebilir. Bir başkası arkadaşlarını dikkatle dinler, oyun kurmayı sever ya da koşarken kendini çok enerjik hisseder. Bir etkinliği yaparken keyif alıyorsak, merak edip öğrenmek istiyorsak veya o işte kendimizi başarılı buluyorsak bu, güçlü bir yönümüzü gösteriyor olabilir. Güçlü yönler yalnızca derslerde başarılı olmak demek değildir; yardımsever, sabırlı, yaratıcı ya da dikkatli olmak da güçlü yanlarımız arasındadır.

Bazı işler ise bize şimdilik daha zor gelebilir. Okurken uzun kelimeleri çözmek, bisiklet sürerken dengede kalmak ya da yeni bir oyunun kurallarını öğrenmek zaman alabilir. Henüz zorlandığımız böyle bir alana gelişime açık alan denir. Bu ad, o konuda hiç ilerleyemeyeceğimiz anlamına gelmez. Tam tersine, denedikçe öğrenebileceğimizi anlatır. Düzenli pratik yapmak, acele etmeden sabretmek ve öğretmenimizden, ailemizden ya da arkadaşlarımızdan yardım istemek bize destek olabilir.

Bir şeyi hemen yapamamak başarısız olduğumuz ya da yeteneksiz olduğumuz anlamına gelmez. Herkes yeni bir beceriyi farklı zamanda öğrenir. Bazen birkaç denemede ilerleriz, bazen daha çok zamana ihtiyaç duyarız. Hata yapmak da öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Önemli olan hatalarımızdan ne öğrenebileceğimizi düşünmek ve yeniden denemektir. Küçük bir ilerleme bile emek verdiğimizi gösterir; bugün zor gelen bir iş, pratik yaptıkça daha kolay olabilir.

Ayrıca güçlü yönlerimiz ve gelişime açık alanlarımız birbirinden tamamen ayrı olmak zorunda değildir. Aynı çocuk hem kitap okumayı çok sevebilir hem de bazı kelimeleri okurken zorlanabilir. Resim yapmayı seven biri, makasla şekil kesmeyi henüz öğreniyor olabilir. Bir etkinliğin bir bölümünde güçlü, başka bir bölümünde gelişmeye açık olabiliriz. Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak yerine, neleri sevdiğimizi, neleri iyi yaptığımızı ve hangi konuda biraz daha çalışmak istediğimizi fark edebiliriz. Böylece güçlü yanlarımızı kullanır, yeni şeyler öğrenmek için kendimize zaman tanırız.

Kerem futbol oynamayı seviyor. Takım arkadaşlarıyla maç yaparken topu uygun zamanda onlara pas veriyor; çoğu zaman kimin boşta olduğunu fark edip topu doğru kişiye gönderiyor. Pas vermekte başarılı olduğunu görmek onu mutlu ediyor. Bu nedenle futbolun bu bölümünde kendini güçlü hissediyor. Bir işi iyi yapmak ve bundan keyif almak, güçlü yönlerimizi fark etmemize yardımcı olabilir. Kerem’in pas becerisi, hem takımına katkı sağladığı hem de kendisini iyi hissettirdiği için geliştirebileceği güzel bir özelliktir.

Ancak Kerem şut çekerken bazen topu hedeflediği yere gönderemiyor. Kaleye yaklaşsa bile topu fazla uzağa ya da yana atabiliyor. Bu durum, onun futbolda başarısız olduğu anlamına gelmez; yalnızca şut çekme konusunda biraz daha çalışabileceğini gösterir. Pas vermekte başarılı olmakla şutlarda zorlanmak birbiriyle çelişmez. Bir kişi aynı etkinliğin bazı adımlarını kolayca yaparken başka bir adımda desteğe ve pratiğe ihtiyaç duyabilir. Güçlü olduğumuz yönlerimiz ve gelişime açık alanlarımız birlikte bulunabilir.

Kerem’in “Şut çekemiyorum, artık futbol oynamayacağım,” demesi uygun bir karar olmaz. Çünkü bir konuda zorlanmak, o etkinliğin tamamını bırakmamız gerektiğini göstermez. Birkaç kez antrenman yapmak, topu yakından kaleye göndermeyi denemek ya da bir arkadaşından öneri istemek işe yarayabilir. Öte yandan, “Pas verebiliyorum, demek ki futbolda her şeyi kusursuz yapıyorum,” diye düşünmek de gerçekçi değildir. İnsanlar yeni beceriler öğrenebilir; kimse her şeyi hemen ve eksiksiz yapmak zorunda değildir. Önemli olan, neleri başardığımızı fark ederken öğrenmeye devam etmektir.

Sen de sevdiğin bir etkinliği düşün: Resim yaparken renkleri seçmekte iyi olabilir, fakat şekilleri çizmek için daha çok alıştırma isteyebilirsin. Bir oyunda kuralları çabuk anlayabilir, ancak sıranı beklerken zorlanabilirsin. Kendine şu iki soruyu sor: “Bu etkinlikte neleri iyi yapıyorum?” ve “Hangi adımda biraz daha pratik yapmak istiyorum?” Yanıtlarını bir arkadaşınla ya da öğretmeninle paylaşabilirsin. Böylece güçlü yönlerini kullanabilir, gelişmek istediğin alan için küçük ve ulaşılabilir bir adım belirleyebilirsin. Her denemede hemen mükemmel olman gerekmez; düzenli çalışma ve sabır, ilerlemene yardımcı olur.

Elif, gelişime açık yönünü fark ettikten sonra bu konuda nasıl ilerleyebileceğini düşünmeye başladı. Önce konuyla ilgili belgeseller izledi; farklı kişilerin çalışma biçimlerini ve karşılaştıkları güçlükleri gözlemledi. Ardından, daha fazla bilgi edinmek için alanında deneyimli bir uzmandan yardım aldı. Bu adımlar, zorlandığı alanı tek başına çözmek zorunda olmadığını ve öğrenmek için farklı kaynaklardan yararlanabileceğini gösterdi. Bir konuda güçlük yaşadığını fark etmek, değişimin başlangıcıdır. Bu farkındalık, kişinin kendisini yargılaması için değil, ihtiyaçlarını anlaması ve uygun yolları araması için bir fırsattır.

Öğrenme sürecinde araştırma yapmak, güvenilir kaynakları incelemek ve öğretmene ya da konuyu iyi bilen bir kişiye danışmak yararlı olabilir. Bazen bir açıklamayı dinlemek, bazen de örnekleri izlemek yeni bir yöntemi anlamayı kolaylaştırır. Elif gibi öğrenciler, belgesellerin yanı sıra eğitim videolarından, kitaplardan ve uygulamalı gösterimlerden de yararlanabilir. Ancak yalnızca izlemek veya okumak çoğu zaman yeterli değildir; öğrenilenleri denemek ve düzenli alıştırma yapmak gerekir. Hata yapmak bu sürecin doğal bir parçasıdır. Geri bildirim almak, hangi adımın işe yaradığını görmeye ve bir sonraki denemeyi daha bilinçli yapmaya yardımcı olur.

Bir beceriyi geliştirirken öğrencinin güçlü olduğu yönleri göz ardı etmemek önemlidir. Güçlü yanlar, yeni bir hedefe ulaşırken kullanılabilecek değerli kaynaklardır; zorlanılan bir alan ise kişinin bütün özelliklerini tanımlamaz. Bu nedenle büyük ve belirsiz beklentiler yerine, ulaşılabilir küçük hedefler belirlemek daha etkili olabilir. Örneğin her gün kısa süre çalışmak, belirli bir yöntemi denemek ya da bir görevde önceki denemeden biraz daha bağımsız ilerlemek somut adımlardır. İlerleme, hemen kusursuz sonuç almakla ölçülmemelidir. Öğrenci önceye göre daha fazla şey öğreniyor, çaba gösteriyor ve yardım istemeyi sürdürüyor olabilir. Bu gelişmeleri fark etmek motivasyonu destekler. Sabır, düzenli uygulama ve uygun rehberlikle zaman içinde değişim mümkün hâle gelir.

Can’ın bilim alanına duyduğu merak, ilgi alanlarının yalnızca spor ya da sanatla sınırlı olmadığını gösterir. Bir öğrenci bilimle ilgilendiğinde çevresinde olup bitenleri sorgulayabilir, “Bu neden böyle oluyor?” gibi sorular sorabilir, gözlem yapabilir ve yanıt bulmak için araştırmaya istek duyabilir. Bu davranışlar bilimsel düşünmeye yönelik bir ilginin işaretidir. Örneğin Can, bitkilerin nasıl büyüdüğünü merak edip farklı koşullarda onları gözlemleyebilir veya bir deneyin sonucunu tahmin ederek bunu sınamak isteyebilir. Bu ilgi, bilim alanında her becerisinin şimdiden güçlü olduğu anlamına gelmez. Sorular üretmekte başarılı olabilirken gözlemlerini düzenli kaydetmeye ya da bulgularını açıklamaya daha fazla çalışması gerekebilir. Güçlü yönleri ve gelişime açık becerileri birlikte fark etmek, ilerlemek için daha gerçekçi bir başlangıç sağlar.

Bir etkinliği sevmek ile o etkinlikte başarılı olmak da birbirinden ayrı, ancak birlikte değerlendirilebilecek göstergelerdir. Masa tenisi oynamayı seven ve oyunda topu rakibin ulaşmakta zorlanacağı yerlere isabetli biçimde gönderebilen bir öğrenci düşünelim. Hem etkinlikten keyif alması hem de beceri göstermesi, masa tenisinin güçlü yönlerinden biri olabileceğini düşündürür. Düzenli çalışmayla bu becerisini daha da geliştirebilir. Buna karşılık bir etkinliği sevmemek, zorlanmak ya da etkinlik sırasında sıkılmak tek başına öğrencinin o alanda güçlü olmadığını kanıtlamaz. Belki etkinliğin kuralları henüz anlaşılmamıştır, yeterince pratik yapılmamıştır ya da çalışma biçimi öğrenciye uygun değildir. Bu nedenle tek bir deneyime dayanarak kesin yargıya varmak yerine, farklı zamanlarda neler yaşandığına ve ilerleme olup olmadığına bakmak gerekir.

Kısa örnekleri değerlendirirken şu çerçeve kullanılabilir: Öğrenci etkinliğe ilgi duyuyor mu? Etkinliği yaparken hangi işi başarıyla gerçekleştiriyor? Hangi bölümde zorlanıyor veya desteğe ihtiyaç duyuyor? Örneğin “Ece deney yapmayı seviyor, malzemeleri dikkatle ölçüyor; sonuçları açıklarken ise yardıma ihtiyaç duyuyor” ifadesinde ilgi, güçlü beceri ve gelişim ihtiyacı ayrı ayrı görülebilir. Öğrenciler her örnekte bu üç noktayı belirleyip gerekçelerini kendi sözleriyle açıklayabilir. Böylece yalnızca “iyi” ya da “kötü” demek yerine, neyi sevdiklerini, hangi beceriyi gösterdiklerini ve hangi konuda nasıl gelişebileceklerini daha açık biçimde ifade ederler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ